Öykü

Merhametsiz

Bisiklet ön tekerleği üzerine dikilirken yüz üstü caddede sürüklenmeye başladı. Hızla gelen arabalardan birinin çarptığını ve caddeye doğru savrulduğunu gördüm. Arka arkaya yükselen fren sesleri ve dükkanlardan çıkmış kalabalığı yararak aralarına karıştım. Çarpmanın etkisiyle düşen cep telefonunu yanlışlıklaymış gibi tekmeleyerek trafiğin akan tarafına doğru ittim. Kimse ne olduğunu bile anlamadan telefonu otobüsün arka tekerlekleri altında kalmış ve parçalanmıştı. Onu tanıyan tek kişiydim. Kimse ailesine haber veremeyecek, cenazesini en az iki gün hiç kimse almaya gelemeyecekti. Patronlarıma bir şey söylemeyecektim. Öldüğü haberini alıncaya kadar işe gelmediği için ona kızacaklar, arkasından atıp tutacaklar, gerçeği öğrendiklerindeyse kızgınlıkla söyledikleri her söz akıllarına gelecek, vicdansızlıkları beyinlerini kemirecekti. Bazı vicdanlara dokunmak çelik kasaları tırnakla delmeye çalışmak gibiydi ancak bu mümkündü. Yardım telaşına düşmüş insanları yararak oradan ayrıldım.

Öykü

Sayıcı

Kapı altı yüz elli yedide durdu. Ebenin memeleri sarkmıştı, yüzü kırışmış, pe-haş dengesi bozulmuş, ellerinin üzerinde iri lekeler oluşmuştu. "Müjde" dedi ebe, sesi artık metalik değil sevecendi "Bir babanız oldu." "Ah..." dedim, "Ne şanslıyım. Artık ben de bir otoriteye tabiyim."

Şiir

En Kalın Yerinden Keserler Böyledir Bu İşler

Yalnız uyanır Çişimi sıçratarak yaparım ki yalnızlığın altın kuralıdır İşe götürürüm. Kendimi tanrı ilan ederim (teklik/çok büyüktür söylemesi ayıp/ve zor bir o kadar) Sohbet ederim gelen gidenle Ara ara camdan bakar Yağmur varsa dert olsun diye dertlenirim Bir cigara yakarım çaktırmadan Dumanını hayatın güzel olduğ' yere üflerim Zehri bende kalır Olsun varsın, bakire Meryem de olsam orospuluk hep bende kalsın

Öykü

Kam Faktör X

X, bilinmeyen değil cevaplanmamış olandır. Her sorunun bir yanıtı var ve hepsinin cevabını biliyoruz. Temel sorunumuz neyi bilip neyi bilmediğimiz değil, neye inanıp neye inanmadığımız... Gerçeklerle kimsenin ilgilenmediğinden nasıl bu kadar emin olduğumu defalarca düşündüm ve doğru soruyu sormadığımız sonucuna ulaştım. Doğru soruları neden bir türlü soramadığımızın cevabını ararken fark ettim ki bunu gerçeği gizlemek için yapıyoruz. Başka bir şey için değil. Yan yana büyüyen iki kenevir ağacının birindeki thc oranının ötekinden fazla olmasının tek bir açıklaması olamaz. Dünyadaki her şey homojen dağılmadı. Aynaya baktığımda bir gözümün diğerinden büyük olduğunu görüyorum. Sağ elim daha büyük, sağ ayağım da, burnum yüzümün tam ortasında değil, tam karşıya bakan bir uca sahip değil, organım sağa bakıyor, ben Kam'a...

Öykü

Rastlantı

Mayda, ne uykusuzluğu, ne kurşuni bulutlarla kaplı gökyüzünü, ne de son birkaç saattir yaşadığı saçmalıkları artık kaldıramayacağını hissedip, direksiyonu aniden ilk sola kırarak yolun karşısındaki dinlenme istasyonuna yöneldi. Şimşek çaktı, Mayda içinden saymaya başladı; bir-iki-üç-dört-be.. gök gürledi. “Yaklaşık bin yedi yüz metre...” diye içinden geçiren Mayda'nın bu hesabı, babasından miras kalan tuhaf bir alışkanlıktan başka bir şey değildi. Yıldırımın düştüğü noktayı hesaplamak... “Ne işime yarayacaksa...” diye geçirdi içinden. Biraz düşündü ve herhalde başka da bir şey öğrenmemişti babasından. Yine de matematiğe olan ilgisinin bu gereksiz bilgiyle başladığını hatırlıyordu. Her şeyi ama her şeyi hesaplayabilme arzusu, adeta ruhunu ele geçirmişti. Fakat hayatının tek bir noktasında yaptığı küçücük bir hesap hatası, hemen yanındaki koltukta kendinden geçmiş şekilde uyuyordu. İçini derin bir kasvet kapladı. Hayatında ilk kez sigara içme arzusu duyan Mayda, doksan altı model Audi A4 Quattro'nun kaputundan yükselen buhara hüzünle bakarken ani bir kararla arabanın çakmağını içeri itip Ugay'ın askeri ceketinin üst cebindeki tabakayı usulca çıkarıp içinden bir sigara aldı.